SDG 17 Hedefleri

17 KÜRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFİ

1992 yılında düzenlenen “Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı”, sürdürülebilir kalkınma kavramının hükümetler arası gündemdeki ağırlığı açısından yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmişti. Eylül 2000’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Binyıl Zirvesinde ise yoksullukla mücadele, cinsiyet eşitliği, çevresel sürdürülebilirlik ve eğitime erişimin sağlanması için 2015 yılına kadar yerine getirilecek sayısal hedefleri içeren Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH) kabul edildi. Yapılan değerlendirmeler, aşırı yoksulluk ve açlığın azaltılması, herkesin temel eğitim almasının sağlanması, çocuk ölümlerinin azaltılması gibi konularda ilerleme sağlanırken, cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve iklim değişikliğiyle mücadele ile çevresel bozulma gibi konularda yeterli ilerleme sağlanamadığını, toplumların en fakir ve en kırılgan kesimlerinin ilerlemenin dışında kaldığını ortaya koydu.

Binyıl Kalkınma Hedefleri, yeni sürdürülebilir kalkınma gündemi için bir sıçrama tahtası olurken, 2016 yılından itibaren yerini Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne (SKH) bıraktı.

Eylül 2015’te BM üyesi tüm ülkelerce kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin üç temel amacı bulunmaktadır:

  • Aşırı yoksulluğu sona erdirmek,
  • Eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele,
  • İklim değişikliğini önleme ve uyum.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, evrensel bir karakter sergiler, uygulama araçları üzerinde yoğunlaşır, kapsayıcılığı temel alan yaklaşımı ve daha geniş kapsamlı olmasıyla yoksulluğun temelinde yatan nedenlere odaklanır. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, kısaca “Küresel Hedefler” olarak da adlandırılmaktadır. Bu “17 Küresel Hedef” aşağıdaki gibidir:

1. Yoksulluğa Son - Her türlü yoksulluğu her yerde bitirmek.

2. Açlığa Son - Açlığı bitirmek, gıda güvenliğini ve iyi beslenmeyi sağlamak ve sürdürülebilir tarımı desteklemek.

3. Sağlık ve Kaliteli Yaşam - Sağlığa erişimi artırmak ve zindeliği desteklemek.

4. Nitelikli Eğitim - Kapsayıcı ve hakkaniyetli eğitim hizmeti sunmak ve yaşam boyu öğrenim fırsatlarını teşvik etmek.

5. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği - Cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadının statüsünü güçlendirmek.

6. Temiz Su ve Sanitasyon - Su ve kanalizasyon hizmetlerine erişimi ve sürdürülebilir yönetimini sağlamak.

7. Erişilebilir ve Temiz Enerji - Herkes için satın alınabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve çağdaş enerjiye erişimi sağlamak.

8. İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme - Herkes için sürekli, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve insana yakışır işleri yaygınlaştırmak.

9. Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı - Dayanıklı altyapılar kurmak, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmeyi yaygınlaştırmak ve yenilikçiliği geliştirmek.

10. Eşitsizliklerin Azaltılması - Ülkelerin arasındaki ve ülke içindeki eşitsizlikleri azaltmak.

11. Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar - Şehirleri ve yerleşim yerlerini kapsayıcı, güvenli, dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirmek.

12. Sorumlu Üretim ve Tüketim - Sürdürülebilir üretim ve tüketim kalıplarını desteklemek.

13. İklim Eylemi - İklim değişikliği ve etkileri ile mücadele etmek.

14. Sudaki Yaşam - Okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını korumak ve sürdürülebilir kullanmak.

15. Karasal Yaşam - Karasal ekosistemleri korumak, yenilemek ve sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek, ormanları sürdürülebilir yönetmek; çölleşmeyle mücadele etmek ve arazi bozulmasını durdurmak ve tersine çevirmek; biyolojik çeşitlilik kaybına son vermek.

16. Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar - Barışçıl ve kapsayıcı toplumları yaygınlaştırmak, herkesin adalete erişimini sağlamak ve her seviyede etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumlar kurmak.

17. Amaçlar İçin Ortaklıklar - Uygulama araçlarını kuvvetlendirmek ve sürdürülebilir gelişme için küresel işbirliğine canlılık kazandırmak.

 

Daha fazla bilgi için:

• Türkiye’de Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ilişkin çalışmalar için: T.C. Kalkınma Bakanlığı, 2016. Türkiye’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin Uygulanmasına Yönelik İlk Adımları Raporu. (Report On Turkey’s Initial Steps Towards The Implementation Of The 2030 Agenda For Sustainable Development) https://sustainabledevelopment.un.org/content/documents/107102030%20Agenda%20Turkey%20 Report.pdf

• Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri / Küresel Hedefler Sustainable Development Goals: https://sustainabledevelopment.un.org/?menu=1300

http://www.surdurulebilirkalkinma.gov.tr/#hedefler http://www.kureselhedefler.org/

SINIRLI DOĞAL KAYNAKLAR

Dünyada mevcut kaynaklarımız, yılda 12 milyar insanı besleyebilecek durumda. Ancak dünyada 1 senede yetiştirilen tüm bitkisel ve hayvansal kaynaklı gıda ürünlerini ihtiyacımızdan fazlasını tüketerek daha yılın sonuna gelmeden bitiyoruz. Dünya genelinde 1 yılda üretilebilen kaynaklar 1970'li yıllardan bu yana maalesef her yıl daha da erken tükeniyor. İnsanoğlu bir yandan birçok şeyi üreten, geliştiren ve hatta yapay zeka geliştiren bir seviyeye gelmişken, diğer yandan sağlıklı bir şekilde oluşmuş doğal zinciri zorlayarak, kendi türünün sürdürülebilirliğini korumak üzere üreme, beslenme ve barınmasını sağlamaya çalışıyor. Bugün geldiğimiz noktada, her alanın sürdürülebilirliğini tartışabilir hale geldik. Çünkü doğanın bize sunduğu imkanları tüketme biçimimiz, bu kaynakların ne zaman tükeneceğini sorgulama ihtiyacı doğuruyor. Kaynak kullanımı açısından 2020 yılında dünyada gıda limit aşımını 22 Ağustos’ta yaşadık, yani 22 Ağustos tarihi itibariyle 2021 yılının mahsulünden tüketmeye başladık. Bu tarih her yıl hızla öne çekiliyor. Sorun, tüketim sorunu. Sadece atıklarımızı azaltsak, limit aşım günü bir hafta ileri gidecek. Gelecek nesillerimizin beslenebilmesi için, bu sorumluluğu bugünden üstlenmemiz gerekiyor.

Denizlerdeki tabloda da durum bundan farklı değil. Dünyadaki balık türlerinin %25'inin nesli yok olmuş durumda. %52'sinin nesli de, aşırı avcılık ve boy yasaklarına dikkat edilmemesi nedenleriyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Stoklar her geçen gün azalmakta. Türkiye'de son 10 yılda, denizlerden elde ettiğimiz ürün miktarı neredeyse %50 oranında azalmış.

Doğanın, üretim için belirli periyodlarda kendini yenilemesi gerekiyor. Ancak üretilenden fazla tüketerek, kendini yenilemesi için gerekli zaman bırakılmıyor. Bu şekilde devam edersek, 2050 yılında kaynaklar, üzerinde yaşayan nüfusu beslemeye yetmeyecek. Şu anda sahip olduğumuz refah seviyesini sağlayabilmek için bize 3 dünya büyüklüğünde üretim alanı gerekecek. Üretimi artırmak ilk bakışta bir çözüm olarak görünse de, uzun vadede çözüm olmaktan ziyade, başlı başına bir problem oluşturuyor. Tarım arazileri oluşturmak için ormanlar yok edilirken, ormansızlaşma bugün iklim değişikliklerine, atmosfere geriye dönüşü olmayan CO2 salınımına, biyoçeşitliliğin azalmasına neden oluyor. Bugün kaynaklarımızı tüketerek ürettiğimiz gıda ürünleriyle ekonomik bir değer elde ettiğimizi düşünüyor olabiliriz. Oysa kaybettiğimiz kaynakların değeri karşısında bu kazanımın hiçbir kıymeti yok. Zira doğal kaynakların değeri tüketildikçe artıyor. Gelecekte nüfusu beslemek konusunda ciddi bir endişe söz konusu ve böyle devam edersek, çocuklarımıza bırakacak kaynak kalmayacak. Bugün bilim adamları, alternatif gıda çözümleri üretmeye çalışıyor. İnovasyon şirketleri, azalan protein kaynaklarını takviye etmek için laboratuvar ortamında et ve balık üretiyor. Bitkisel kökenli yumurta üretiliyor. Ya da çekirge unundan çikolata… Bu şekilde bilinçsiz avlanmaya; doğaya, toprağa zarar vermeye; ürettiğimiz ürünlerin göz göre göre yok olmasına seyirci kalırsak, çocuklarımızı laboratuvarda üretilen ete, çekirge unundan çikolataya mahkum edeceğiz. Bu nedenle ürettiğimiz gıdalara ve kaynaklarımıza sahip çıkmak ve korumak zorundayız. Çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilirlik prensiplerine sahip çıkıp, sürdürülebilir kaynaklardan temin edilen ürünleri tercih etmeliyiz.