Dünya Su Günü

Dünya Su Günü

1993 yılında BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda alınan kararla, temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarını korumak ve çoğaltmak amacıyla gerekli adımların atılmasında öncü olmak adına 22 Mart Dünya Su Günü ilan edildi. Gezegenimizde kullanılabilir su miktarı %2.5, içilebilir su miktarı ise %1’den azdır.

Fiziksel ve kimyasal olarak uygun standartları sağlayan sulara “Güvenli Su” denir. Günümüzde en az 2 milyar insan güvenli olarak belirlenen suya erişememektedir. Suyun nitelik veya nicelik olarak yetersizliği, sanitasyon ve hijyen sorunları kaynaklı ciddi sağlık sorunlarına neden olmakta hatta her yıl yaklaşık 842000 kişi güvenilir suya ulaşamadığı için hayatını kaybetmektedir.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Su

“Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nde de güvenli su kavramı “Temiz Su ve Sanitasyon” maddesi ile ele alınmıştır. UNDP’ye göre 2050 yılına kadar her 4 kişiden en az birinin su sıkıntısı çekeceği tahmin edilmektedir. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile birlikte 2030 yılına kadar herkes için güvenli suyu sağlamak amaçlı gerekli tesis ve altyapı çalışmalarını yapmak esastır. Günümüzde atık olarak adlandırılan suyun %80’i gerekli arıtma aşamalarından geçmeden su döngüsüne katılmaktadır. Bu ciddi oran sadece biz insanları değil, sucul ekosistemleri, ormanlarımızı ve aklımıza gelebilecek her yeri yavaş yavaş yok ediyor.

Kuraklık

Ülkemizde 2040 yılı itibariyle ciddi bir su kıtlığı beklenmektedir. Kuraklık fark edilmesi en zor felaketlerden birisidir. Sadece yaz aylarında değil, her mevsimde görülme ihtimali söz konusudur. Bu felakete yüksek sıcaklıkların yanı sıra şiddetli rüzgarlar ve düşük nem miktarı da yol açabilir. Kısaca bahsetmek gerekirse, Meteorolojik, Tarımsal ve Hidrolojik Kuraklık olarak 3 farklı şekilde görülebilir. Halk arasında en yaygın olarak bilinen meteorolojik kuraklıktır ve direkt olarak yağış miktarına bağlıdır. Kuraklıkla beraber kuruyan hava ve nem azlığı ciddi orman yangınlarına sebep olabilir. Bu felaketin etkileri adeta bir zincir gibi birbirine bağlıdır ve peş peşe gerçekleşir. Yangınların etkisiyle çevresel, ekonomik sorunlar ilk önce kendini gösterir. Ardından gıda, teknoloji, sağlık alanları kuraklıktan etkilenmeye başlar. Maalesef su kıtlığından etkilenen sektör veya kişiler listelenemeyecek kadar çok. Ülkemizdeki duruma yakından bakmak gerekirse son 20 yılda ciddi kuraklık tehditleri atlatılmıştır. Bu esnada içme suyuna erişimde güçlük, baraj seviyelerinde düşüş gözlenmiştir. Ülkemizde yaşanan kuraklıklara 2 ana neden gösterilebilir: Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) ve Küresel Isınma. Kuzey Atlantik Salınımı kısaca Kuzey Atlantik bölgesinde doğal olarak meydana gelen basınçtaki büyük çaplı değişiklikleri ifade eder. Küresel Isınma ise son yıllarda belki de en çok duyduğumuz terimlerden birisi, kısaca tanımını yapmak gerekirse; ısıyı tutan gazların atmosferde toplanarak sera etkisi yaratması ve global bir sıcaklık artışı ile birlikte iklimin değişmesidir.

Yiyecek ve gıda bulunamaz hale geldiğinde diğer kaygılarımız anlamsız kalmaktadır. Tam da bu sebepten dolayı gelecek nesilleri düşünerek sularımızı korumak ve kuraklığı önlemek için elimizi taşın altına koymamız gerekir. Bireysel olarak hayatımızda yaptığımız en ufak değişiklik bile küçümsenmemelidir.

Su Ayak İzi

Su Ayak İzi son dönemlerde Karbon Ayak İzi kadar hayatımızda yer etmiş bir terim. Bilmeyenler için tanımı ise birey veya topluluk tarafından üretim için kullanılan toplam tatlı su hacmidir. Biraz daha araştırınca Mavi Su Ayak İzi ve Yeşil Su Ayak İzi terimleri karşımıza çıkar. Sırasıyla, yüzey ya da yeraltı kaynaklarından gelen su hacmi ve toprakta depolandıktan sonra buharlaşan veya bitkiler tarafından sağlanan su miktarı olarak bilinir. Bunların yanında bir Gri Su Ayak İzi mevcuttur ve üretim esnasında ortaya çıkan su kirliliği ifade eder. Su ayak izi sayesinde ne kadar temiz suyun boşa harcandığı, ne kadar tasarrufla aynı işlemlerin yapılabileceği kolaylıkla hesaplanabilir. Su ayak izi hesaplarken şehir, kullanım amacı ve kullanım miktarı gibi bilgilere ihtiyaç duyulur. Hesaplama esnasında ISO 14046 standartları esastır.

Birey olarak ayak izimizi azaltmamız aslında çok kolay. Birkaç örnekle bahsetmek gerekirse, duşta geçirdiğimiz süreyi 5 dakikaya indirmek, çamaşır makinesini tam dolu ve ön yıkamasız çalıştırmak, kıyafet masrafını yarıya indirmek büyük ölçekte farklılık yaratabilir. Çünkü duşta geçirdiğimiz 10 dakikada 120 litre, çamaşır makinesini ön yıkamalı çalıştırmak fazladan 10 litre, sadece bir tişört üretmek 2700 litre suya mal olmakta. Sizde kendi su ayak izinizi hesaplamak ve geleceğimiz için bir adım atmak isterseniz “suyunyarini.com”u ziyaret edebilirsiniz.

Kaynaklar