Hukuk ve Finans

COVİD-19 Sonrası İşveren Sorumlulukları

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını birçok sektörde etkisini göstermeye devam ediyor. İnsanların sosyalleşmekten kaçınması sebebiyle restoranlardaki kişi sayıları azalmış ve bu durum insanların kalabalık gruplar halinde bulunduğu başta restoranlar, barlar ve diğer işletmeler olmak üzere yeme-içme sektörünü de olumsuz olarak etkilemiştir. Normalleşme çalışmalarının başladığı ve Covid-19 sonrası alışmaya çalışılan yeni süreçte toplumun sağlığının korunması için tüm işverenlerin ve işletmelerin sorumluluk bilinci ile hareket etmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda, faaliyete devam edecek olan işletmelerin ileride doğabilecek hukuki risklerden kaçınmaları için gerekli tedbirleri almaları gerekmektedir. İşverenler; iş yerlerinde gerekli hijyen şartlarını sağlamak, çalışanlarını alınması gereken tedbirler konusunda bilgilendirmek, çalışanlarının sosyal mesafeyi koruyabilecekleri şekilde çalışmalarını temin etmek, iş yeri girişinde ateş ölçümü yapılmasını sağlamak gibi birçok tedbiri almakla yükümlüdürler. İş yeri güvenliğinin sağlanması amacıyla işverenler ayrıntılı tedbirler almakla yükümlü olup, denetim için iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından bu konuda yazılı görüş almaları işverenlerin lehine bir uygulama olacaktır. 

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan 07.05.2020 tarih ve 2020/12 sayılı genelge ile Covid-19 meslek hastalığı veya iş kazası olarak değil, hastalık olarak nitelendirilmiş ise de, konu mahkeme önüne gittiğinde iş kazası olarak da değerlendirilebilecektir. Burada önemle belirtmek gerekir ki, iş kazası nitelemesi tek başına işverenin sorumlu tutulması için yeterli olmayıp,  işverenin sorumlu olması çalışanın hastalanmasına sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının veya ihmalinin olmasını gerektirmektedir.  Diğer bir değişle, böyle bir durumda işverenin tazminat ödeme yükümlülüğü kusuru olması şartına bağlı olup, işverenin kusuru var ise işçinin Covid-19 sebebiyle uğradığı zararlarını işverenden talep etmesi söz konusu olabilecektir. Böyle bir sorumlulukla karşılaşmamak için işverenlerin titiz şekilde önlem almaları, çalışanlarını bilinçlendirmeleri ve iş güvenliğini sağlamaları gerekmektedir.


6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 17. maddesi “İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.” şeklinde olduğundan ortaya çıkabilecek risklere karşı çalışanlara eğitim verilmeli, Covid-19 salgınından korunmak için alınabilecek önlemler hakkında çalışanlara yazılı bilgilendirme yapılmalı ve bilgilendirme yapıldığının ispatı amacıyla e-posta gönderilmeli veya yazılı belgeler imza karşılığında çalışanlara tebliğ edilmelidir. 

 

Henüz Covid-19 vakası tespit edilen ve bu sebeple maddi, manevi zarara uğrayan veya vefat eden çalışanların durumu hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından yargı uygulamaları kesinlik kazanmamış olup, ilerleyen süreçlerde yargı kararları ile şekillenecektir. Buna karşın, çalışanların sağlıklı şartlarda çalışmalarının sağlanmasının işverenin sorumluluğunda olduğu ve çalışanın Covid-19 sebebiyle vefatı halinde işverene yöneltilebilecek taleplerde işverenlerin “kusur sorumluluğu” ölçüsünde sorumlu tutulabileceği tartışmasızdır. 

 

Diğer bir deyişle, çalışanın yakalanmış olduğu Covid-19 hastalığı ile yeterli önlemlerin alınmadığı işyerinde yaptığı çalışma faaliyeti arasında nedensellik bağı (hastalığın iş yerinden kapılmış olabileceğine dair bulgular ve ölüm sonucu arasındaki bağlantı) kurulabiliyor olması halinde, işverenin kusurunun olup olmadığının incelenmesi gerekecektir. Örneğin, restoranda servis elemanı olarak çalışan kişinin maske ve eldiven takmadan çalışmasına izin veriliyorsa ve tüm çalışanlarda Covid-19 tespit edilmişse iş yerinde yeterli tedbirlerin alınmamış olması nedeniyle işverenin kusurundan kaynaklı olarak sorumluluğu doğacaktır. 

 

Yukarıda belirttiğimiz şekilde burada önemli olan husus çalışanın Covid-19’a yakalanması ile yaptığı iş veya iş yeri koşulları arasında nedensellik bağının kurulmasıdır. Örneğin, 15 gündür izinde olan işçide, işe geldiği ilk saatlerde Covid-19 tespit edilmesi halinde işçinin virüsü çalıştığı iş yerinden kapma ihtimali çok düşük olacağından, hastalık ve iş yerindeki çalışma arasında nedensellik bağının kurulması zorlaşacaktır. Hastalığın kimden geçtiğinin tespit edilmesi zor olduğu için bu durum hukuki olarak da ispat sorunlarına yol açabilecektir. Fakat işçinin virüsü iş yerinden kapmadığının tespit edilebildiği hallerde işveren sorumlu tutulamayacaktır. 
Özetle, işverenler telafisi olmayan zararlardan kaçınabilmek için çalışanların sağlıklarını korumak için en üstün çabayı sarf etmeli ve gerekli tüm tedbirleri almak için elinden gelenin en iyisini yapmalıdır. Aksi takdirde, iş kazası olarak yorumlanabilecek Covid-19 kaynaklı zararlardan işverenlerin de kusurları oranında sorumlu tutulmaları muhtemeldir.