Gıda ve Beslenme

Gelmekte Olan Krize Karşı

Şu aralar Fransa’dan ABD’ye birçok ülke “normalleşme” ve “ülkeyi geri açma” tartışmalarını ve süreçlerini başlatmış olsa da COVİD-19 salgını ve yaratmaya devam ettiği çok katmanlı krizler silsilesi şimdilik pek bir yere gitmiyor gibi. Gıda sektörü de bu krizlerin en yoğun ve en derin yaşandığı sektörlerden biri. Üretimden perakendeye, tedarik zincirinin her halkası ciddi sorunlarla karşı karşıya. Üstelik bu sorunlar tedarik zincirinin küresel yapısı nedeniyle daha da karmaşıklaşıyor.

Peki, sektördekiler bu sorunlarla nasıl baş edebilir?

1. Öncelikle içinde bulunduğunuz durumu iyi anlayın.

COVİD-19 salgını, aslında ne kadar kırılgan bir siyasi-ekonomik sistemde yaşadığımızı inkâr edemeyeceğimiz bir netlikte gösterdi. Ancak her birimiz bu kırılganlığı, sosyo-ekonomik konumumuza göre biraz farklı yaşıyoruz. Mesela, bu süreçte bazılarımız evden çalışabilirken bazılarımız ofisten çalışmaya devam etti. Evden çalışan ve çocuk bakım hizmetine erişimi olmayan ailelerde kadınların mesleki iş yükünün üstüne bir de çocuk bakımı yükü eklendi. Bu da haliyle iş verimini düşürdü. Bu çok taraflı bakış açısından yararlanın. Beraber çalıştığınız insanlardan, salgının ve yarattığı kriz(ler)in onları nasıl etkilediğine dair düzenli geri bildirimler alın. Sorunlarını net bir şekilde ifade etmelerine olanak tanıyın. Sonra da bunlara hepinizin mutabık olabileceği çözümler arayın. Unutmayın, bir çalışanınızın, meslektaşınızın veya patronunuzun sorunu sizin ve müşterinizin de sorunu olabilir. Bu sorunu çözmek ya da en azından koşulları bir nebze iyileştirmek hem iş veriminizi arttıracaktır hem de müşterilerinizi daha kalıcı hale getirecektir.

2. Gelmekte olan kriz(ler)i yakından takip edin.

“Normal” olarak tahayyül ettiğimiz zamanlarda bile aslında dünyanın birçok yerinde insanlar gıdaya erişim sıkıntıları ve gıda yoksunluğu ile karşı karşıya kalıyorlar. 2019’da bu rakam 135 milyonu bulmuştu (FSIN, 2020). 2020, COVİD-19 nedeniyle çok daha çetin geçeceğe benziyor. Nitekim bu rakamın da 265 milyona çıkacağı tahmin ediliyor (a.g.e.). Sayının artmasının tek nedeni COVİD-19 değil tabii. Küresel ısınmanın getirdiği kuraklıklardan çekirge ve diğer haşere istilalarına, bölgesel çatışmalara ve ekonomik krizlere uzanan geniş bir yelpazeden etmenler gıda krizinin yayılmasına ve sertleşmesine neden oluyor1. COVİD-19’un getirdiği sosyal ve ekonomik yükler de tüm bunlara eklenince haliyle durum daha da kötüleşiyor.

Bu noktada göz önünde bulundurmakta fayda olan birkaç etmen var:

  • Üretim azlığı değil, gıda fiyatları temel mesele! Yani, yeterince gıda üretmiyor değiliz. Ama herkesin üretilen gıdayı satın alacak parası yok.
    Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de çiftçilerin tarımdan çekildiği, giderek daha az toprağın ekildiği doğru. Ancak, üretimin yapıldığı topraklarda da giderek artan bir verim söz konusu. Üretimi artıran temel etmen, üretimin daha geniş alanlarda yapılıyor olması ya da daha çok kişinin tarıma katılıyor olması değil; tarımın daha verimli yapılıyor olması. Yani, yaygın tarımdan (extensive agriculture) ziyade yoğun tarım (intensive agriculture). Yoğun tarım tabii girdileri ve maliyetleri de arttırıyor. Hatta uzun vadede toprağı verimsizleştiriyor (yoruyor), su kaynaklarının fazla kullanılmasına ve çevre kirliliğine de neden oluyor. Ancak üretimi de artırıyor. Bu nedenle, sadece tarımdan çiftçi çekilişine ve ekilen toprak miktarına bakarak üretimle ilgili yorum yapmak doğru değil. Bununla beraber, yoksulluk açlığın en temel nedeni. İnsanlar, yeterince gıda olmadığı için değil, olan gıdayı satın alacak gelire veya alım gücüne sahip olmadıklarından aç kalıyorlar. Nitekim önümüzdeki dönemde COVİD-19 nedeniyle artan işsizlik, bu etmenin etki alanını daha da büyütecek gibi duruyor (Turse, 2020).
  • Gıda fiyatları, sadece gıda piyasasının arz ve talep dinamiklerine göre belirlenmiyor. Biyoyakıt girdileri, finansal piyasalar, petrol fiyatları gıda fiyatlarını da etkiliyor.
    Herkese yetecek kadar üretiyorsak, gıda fiyatlarının daha düşük olması gerekmez mi? Arz artarsa fiyat düşmez mi? Gibi sorular, çok yerinde olmakla beraber maalesef gıda fiyatlarını belirleyen tek etmen artık sadece arz ve talep dengesi değil. Mesela, tarım girdilerinin dövizle alınması, gıda fiyatlarının dövizdeki en ufak oynamadan bile etkilenmesi anlamına geliyor. Benzer şekilde, tarıma dayalı tekstil gibi yan ama büyük sektörlerdeki girdi fiyatları ve talepteki değişimler, finans sektörü gibi tüm sektörleri birbirine bağlayan sektörlerdeki büyüme ve daralmalar da gıda fiyatlarına birebir etki ediyor (Wise, 2019). Bu da çiftçiden perakendeciye gıda sektöründeki herkesin önünü görmesini zorlaştırıyor.
  • Gıda sistemi artık küresel. Bu da dünyanın herhangi bir noktasındaki krizin, diğer bölgelerde de hissedilmesi demek.
    Hem fiyatlardaki değişimler hem de ekonominin birbirine bütünleşmiş sektörlerden oluşması, küçük yerel krizlerin bile küresel etkiler doğurmasına neden oldu (Wise, 2019; Patel, 2007). COVİD-19 salgını gibi zaten küresel boyutta yaşanan krizleri ise çok daha etkin hale getirdi.

3. Sizin dışınızda gelişen sorunlara elinizde olan imkanlarla çözüm bulmaya çalışın.

Yukarıda bahsedilen problemler hepimizi etkileyen ama kimsenin kontrol edemediği etkenlerin yarattığı problemler. Bu problemlerin etkisini asgariye indirmenin en kısa yoluysa parçası olduğunuz gıda sektörünü olabildiğince yerel hale getirmek:

  • Tanıdık, yerel üreticilerle çalışın.
  • Yerel üretici ağlarından, üretici kooperatiflerinden yararlanın.
  • Üretim-dağıtım-tüketim döngüsünü olabildiğince kısa tutun.
  • Müşterinizi iyi tanıyın: Yeni ve deneysel ürünlerden ziyade müşterilerinizin sizi en iyi bildikleri ürünlere yönelin. Alışkanlıkları önemseyin.
  • Sizin kadar müşterilerinizin de COVİD-19’dan etkilendiğini unutmayın.

 

1Konuyla ilgili Visual Capitalist harika bir veri haritalaması yapmış. Bakmak isterseniz: https://www.visualcapitalist.com/covid-19-global-food-insecurity/

Kaynakça:
FSIN. (2020). 2020 Global Report on Food Crisis: Joint Analysis for Better Decisions. FSIN. Retrieved from Visual Capitalist: https://docs.wfp.org/api/documents/WFP-0000114546/download/

Patel, R. (2007). Stuffed and Starved: The Hidden Battle for the World Food System. New York: Portebello Books.

Turse, N. (2020, Mayıs 3). “Exceptionally Dire”: Secondary Impacts of Covid-19 could Increase Global Poverty and Hunger. Retrieved from The Intercept: https://theintercept.com/2020/05/03/exceptionally-dire-secondary-impacts-of-covid-19-could-increase-global-poverty-and-hunger/

Wise, T. (2019). Eating Tomorrow: Agribusiness, Family Farmers and the Battle for the Future of Food. New York: The New Press.