Özay Akar: "Covid-19 Salgını ile Turizm İşletmelerinde Neler Değişecek?"

Covid-19 Salgını ile Turizm İşletmelerinde Neler Değişecek?

Dünya üzerindeki yiyecek-içecek hizmeti veren işletmelerin çoğunun kapalı olduğu ve yıllarını bu mesleğe veren şeflerin ve işletmecilerin evlerine kapandığı, mesleklerini sosyal medya üzerinden sürdürdükleri bir pandemi dönemini yaşıyoruz. Bu, belki de hiçbirimizin aklına gelmeyecek olağanüstü bir dönem ve aslında büyük de bir deneyim. Bazı salgın hastalık uzmanları hariç, dünya üzerinde kimsenin bu boyutta bir pandemi ile ilgili ne tecrübesi ne de bilgisi var. Turizm ve yiyecek-içecek sektörü de bu döneme çok hazırlıklı yakalanamadı maalesef... Ve birçok sektör çalışanı da bu sürecin sonunda nasıl bir dönemin bizleri beklediğini kestiremiyor. İlk günlerde herkes birbirine şu soruları sordu:


Açık büfeler devam edecek mi?
Personel sürekli maske ile mi çalışacak? 
Otel dolulukları azaltılacak mı? 
Restoranlar yarım kapasite ile mi misafir alacak?
İş başındaki personel sosyal mesafe kuralına nasıl uyacak?
Misafirlere sosyal mesafe kurallarına göre nasıl servis vereceğiz?


Bu ve bunun gibi birçok soru akıllara geldi ve bazıları halen cevabını bulabilmiş değil. Cevapların tam olarak bulunması belki de uzun zaman alacak ve sektör tekrar çalışmaya başladıktan belli bir süre sonra kazanılacak deneyim ve tecrübe ile tedbirlerin etkililiği ve yeterliliği belli olacak. Kazanılan deneyimler ile de kurallar yeniden yazılıp uygulanmaya devam edecek. 

Covid-19 salgınının etkisi Avrupa’da ve ülkemizde görülmeye başladığında işletmenizde ne gibi önlemler aldınız?
Covid-19 salgını Çin’de görülmeye ve sosyal medya üzerinden bizlere bilgiler ulaşmaya başladığı ilk günden itibaren, hem Çin’de yaşayan yakın dostlarımızın bizlerle paylaşımlarını, hem de sosyal medya ve haber ajanslarını takip ederek hastalıktan haberdar olmaya başladık. İlk etapta tehlikeli ama öldürücülük oranı %3 civarında olan hafif bir grip virüsü gibi düşündürdü. İlerleyen dönemlerde Çin’de alınan sıkı karantina tedbirleri, insanların evlerine kapanması, sosyal hayatın durma noktasına gelmesi, zincir otellerin birçok otelini kapatmaya başlaması ve uçmayan uçakların görüntüleri de gelmeye başlayınca, tabii ki tüm sektörde “acaba bu salgın bizlere de ulaşır mı?” gibi sorular sorulmaya başladı.

 
Salgın bir taraftan Çin’de ilerlerken bir taraftan da Avrupa’da da yayılmaya başladı. Yine de bu zamana kadar biz ülkemizde çok yoğun rezervasyon iptalleri almadık. 
Ancak salgın, Mart ayının başında İran’ı etkisi altına alıp, Sağlık Bakanlığı’nın salgın görülen ülkelerle karşılıklı yapılan uçuşları yasaklamasıyla bir anda ülkemizin turizm sektörünü de vurmaya başladı. Çünkü son yıllarda Mart ayının İran ve Azerbaycan’dan gelen Nevruz dönemi misafirleri ile çok yoğun geçtiğini biliyorduk. Uçuş yasağı ile bu defter kapanmış oldu. Zincirleme şekilde salgın görülen ülkelerde uygulanan yasakların genişlemesi, Bakanlık tarafından getirilen sosyal hayat yasakları, karantina tedbirleri derken bir anda gelen rezervasyon iptalleri ile tüm sektör gibi biz de sıkı tedbirler almak zorunda kaldık.


Öncelikle salgının ilk başladığı dönemde hedef otel çalışanlarını ve misafirlerimizi salgından korumak üzerine gelişti. Otel giriş ve çıkışlarına dezenfektan yerleştirildi. Otel içerisinde yoğun misafir hareketi görülen bölgelerin (Restoran, Resepsiyon, Lounge, Toplantı odaları, vb.) girişlerine dezenfektan yerleştirildi. Personelin kolayca görebileceği bölgelere el yıkama ve dezenfeksiyon ile ilgili açıklayıcı broşürler asılarak bilgi sahibi olmaları hedeflendi. Tüm personelin salgın döneminde kendilerini ve çevrelerindeki insanları nasıl koruyacaklarına dair eğitimler alması sağlandı. Giriş ve çıkışlarda ateş ölçümü yapılarak personel ve misafirler kontrol altına alınmaya çalışıldı. Yiyecek ve içeceklerin sterilizasyonu ile ilgili tedbirler alındı. Personelin mesaileri mümkün olan çerçevede kısa çalışma ve evden çalışma sistemine yönlendirilmesi sağlanarak sosyal temasın en aza indirilmesi amaçlandı. Alınan tüm bu tedbirler, henüz ülkemizde Covid-19 teşhisi koyulan vaka olmadığı dönemde otelimizin korunması için çok etkili oldu. Ancak ülkede görülen ilk vakadan sonra işin seyri tamamen değişti. 

İlk vaka teşhisi koyulur koyulmaz tüm sektör gibi biz de çok yoğun iş iptalleri almaya başladık. Gelecek 3-4 ayın hemen hemen tüm işlerinin iptal olması gibi bir durum ile karşı karşıya kaldık. Neredeyse sıfıra yakın doluluk ve organizasyon görüntüsü bizleri hem finansal tedbirler almaya, hem de salgına yakalanma riskinin yüksekliği sebebiyle, çalışanlarımızın salgından etkilenmemesi için daha sıkı tedbirler almaya itti. Durum değerlendirmesi yaptığımızda seçenekler arasından, salgının hafifleyip, yurt dışı uçuşlarının tekrar başlamasına kadar geçecek sürede otelin kapalı kalmasının en iyi seçenek olduğunu tespit ettik. Böylece hem otelin kapalı olduğu dönemde sabit giderleri azaltacak, hem de personelimizi İŞKUR üzerinden KÇÖ’ye (Kısa Çalışma Ödeneği) yönlendirerek personelimizin de bu dönemde gelirsiz kalmamasını sağlayacaktık. Bu şekilde oteli kapattık. Tüm iş ortaklarımız ile oturup sözleşmelerimizi dondurduk, personelin KÇÖ ödemelerinin tahsisini takip edip sağladık, KÇÖ şartlarını taşımayıp hak elde edemeyen çalışanları ücretsiz izin desteğine yönlendirip ayrıca finansal destek sağladık. Tüm masraf kalemlerini gözden geçirdik ve erteleyebileceğimiz her türlü gideri salgın döneminde ertelemeye çalışarak finansal olarak rahatlama sağlamaya çalıştık. 
Alınan sıkı tedbirler sonucu finansal, sosyal ve sağlık bakımından minimum etkiyle bu süreci tamamlayacağımızı düşünüyoruz.

Peki, salgının seyrinin sektör ile birlikte nasıl ilerleyeceğini düşünüyorsunuz?  
Salgın ilk çıktığı anda en büyük problem, bu salgının nasıl ilerlediği, nasıl bulaştığı, nasıl etki ettiği, nasıl tedavi edilmesi gerektiği gibi konularda uzmanların bilgi sahibi olmamasıydı. Salgının zirve yaptığı bu üç ayın sonrasında geldiğimiz noktada bu soruların birçoğuna cevap bulunmuş durumda. Bilim insanları bu salgını artık belirli düzeyde tanımlayabiliyorlar ve halk belli bir oranda bilgilendi. Bu belirsizlik dönemini sektörümüz hemen hemen kepenkleri kapalı olarak geçirdi ve durma noktasına kadar geldik. Sadece paket servis hizmeti veren işletmeler ile sayılı bazı konaklama tesisleri faaliyetlerini sürdürüyorlar. Diğer tüm işletmeler kapalı. Salgının seyri aşağıya doğru dönmeye başlayınca, ekonominin çarklarının tekrar döndürülmesi için tedbirler açıklanmaya başladı ve sektörler birer birer açılış tarihlerini sunmaya başladılar. Ben bu salgının 3 aşamada seyredeceğini düşünüyorum;

I. Aşama: Geçtiğimiz üç ayda yaşadığımız salgının yoğun olarak yayıldığı, sosyal hayatın durduğu, yurt dışına giriş-çıkışın yasak olduğu, karantina uygulamaları ile insanların gönüllü veya yasaklarla evlerine kapandıkları dönem. 
II. Aşama: Salgının kısmen devam ettiği ama insanların salgın ile yaşamayı öğrendiği, katı kurallarla hayatın şekillendirildiği, zorunlu durumlar dışında çok fazla sosyal hayatın olmadığı, işletmelerin açık ama çok katı kurallarla işletildiği dönem. 

Bu dönemin aşının bulunmadan veya sürü bağışıklığı oluşmadan biteceğini düşünmüyorum. O yüzden bizim sektörümüzün bu süreçte alacağı tedbirler çok önemli. 
Ayrıca, tedbirlerin çok fazla gevşetilmesiyle yeni bir dalganın gelmesi ve tekrar I. aşamaya geri dönme riski de hala mevcut.

İşletmeler bu aşamada nasıl açılacaklar?
Bu aşama “Yeni Normal” olarak tanımlanan bir dönem olduğu için işletmeler açılıştan önce sıkı bir hazırlık dönemine girecekler. Tüm eski alışkanlıklar değişecek. Öncelikle Covid-19 kapsamında eski operasyon prosedürleri (SOP) tamamen yeniden yazılacak. Misafir karşılamadan oda check-in işlemlerine, asansördeki sosyal mesafe kurallarından oda temizliğine, kahvaltı servisinden toplantı odalarındaki kurallara kadar tüm operasyonlar tekrar düzenlenecek. 
Personel mesaiye başladığında en önemli kuralın sosyal mesafe olduğunu bilecek. Tüm personel bu dönemde maske ve eldiven ile çalışacak. Temasın en aza indirileceği şekilde hem çalışma ortamı hem de misafir ilişkileri yeniden organize edilecek.

Bu aşamada işletmeler açılıştan sonra mesai saatleri ve sosyal mesafe kurallarını nasıl düzenleyecek?
Bizim sektörümüzde görev yapan personelin dörtte üçü operasyon departmanında görev yapan personel olduğu için, bizim evden çalışmaya müsait çok fazla personelimiz maalesef yok. Ofis çalışanları sınırlı sayıda olduğu için genel orana çok fazla etki etmeyeceklerdir. Evden çalışmaya işi sebebiyle müsait olmayan çalışanlar, mesaideyken artık eskisi gibi çalışamayacaklarını bilmeliler. Bu aşamada bilinmesi gereken; virüs halen aktif ve her an herkesi gelip bulabilir. Bu sebeptendir ki, çalışanlar mesai saatleri içerisinde sosyal teması minimum seviyeye indirmek zorundalar. 

Her tezgâhta bir personel çalışacak, her odada sosyal mesafe kurallarının izin verdiği sayıda kişi bulunabilecek. Mutfak içerisinde bile çalışırken hiçbir personelin başka birime gitmesine izin verilmeyecek. Çapraz teması engellemek için uzun süre aynı kişiler aynı vardiyaya yazılacak ve vardiya değişimleri personelin birbiriyle temas etmemesi adına zaman boşluğu verilerek yapılacak. 

Her vardiya değişiminden önce çalışma alanları etkili bir dezenfektan ile temizlenecek. Ayrıca, her yirmi dakikada bir personelin sık temas ettiği bölgeler dezenfektan ile sterilize edilerek korunmaya çalışılacak. Tüm personel maske ve eldiven kullanarak çalışacak. Belirli periyotlar ile ellerini sabun ile yıkamaları ve dezenfekte etmeleri istenecek.

Personel yemekhanesinde kişilerin temasını en aza indirmek için sandalyelerin aralarına 1,5 metre boşluk bırakılacak. Ayrıca, departmanlar arası teması en aza indirmek için de her bir departmanın yemekhaneyi kullanacağı saatler belirlenip, tüm çalışanların bu kurala uyması sağlanacak. Yemekhaneyi kullanım süresi yirmi dakika ile sınırlandırılacak. 

Mola saatlerinde personelin mutlaka en az on dakika temiz havaya çıkarak gün ışığı görmesi ve temiz hava alması sağlanacak. Departmanların iş başı yapma saatleri farklı saatlere organize edilecek ve personelin ortak kullanım alanlarında birbirleri ile teması en aza indirilecek. Toplantılar ve görüşmeler aynı bina içerisinde bile uzaktan görüntülü görüşme ile yapılacak. 

Misafirler, tüm alanlarda sosyal mesafe kuralına göre bulunacaklar ve işletmeler, misafirlerin kurallara uymalarını sağlamak için tüm alanlarda bant çekme, çizgi çizme, bariyer koyma gibi tedbirler alacak. Tüm girişler (personel ve misafir) kontrollü olarak yapılacak ve girişlerde ateş ölçümü yapılacak. Şüpheli görülen kişilerin girişine izin verilmeyecek. 

Personele, şüpheli durumda ve hastalık belirtisi göstermeleri durumunda kendilerini izole etmeleri ve kimse ile temas etmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiği eğitimler ile anlatılacak. Misafirlerden şüpheli görülen olursa bildirilmesi sağlanacak. 


Bu aşamanın süresinin ne kadar olacağı ve virüsün etkisinin ne zaman son bulacağı şimdilik kimsenin cevabını bilmediği, dünyadaki en önemli soru. Yaşayıp göreceğiz. 

III. Aşama: Bu aşama artık virüsün tedavisinin büyük oranda yapılabildiği, aşısının bulunarak toplumun büyük çoğunluğunun aşılandığı veya toplum bağışıklığının oluştuğu dönem olacak. 


Bu aşamada sektör artık normale dönmeye başlayacak ama kazanılan deneyimler ve salgın dönemi tecrübeleri hayatımızda mutlaka belirli şeyleri değiştirecek. Ancak, kurulu dünya düzeninin kökten değişeceğine inanmak bana biraz ütopik geliyor. İnsanoğlunun en önemli özelliklerinden birisi unutabilmesidir. Hızlı elde edip çabuk tüketen ve hep bir sonrakini arayan insanlığın eski hayatına geri dönmek için her türlü sınırları zorlayacağına inanıyorum. İnsanların daha bilinçli olduğu, tüketim sınırsızlığının aslında anlam taşımadığını gördüğümüz, daha az kazanıp sevdiklerimizle daha fazla zaman geçirmenin alacağımız pahalı eşyalardan çok daha değerli olduğunu anlayacağımız ve geleceğin bu deneyimler ile çok daha bilinçli bir insanoğlu ile yaşanacağına inanmak geliyor içimden. Ama bu bilincin, ancak bu yaşadığımız gibi birkaç felaketten sonra olabileceğini düşünüyorum. 

Umarım yanılırım.